Eczaneler kapanacak mi ? Supermarketler ilac mi satacak ?

Su siralar Turkiye gundemini mesgul eden bir konu bu. Aslinda buna ben pek soguk bakmiyorum. Kamuoyunda bazi yanlis anlasilmalar var. Amerikadaki gibi ilaclarin supermarketlerde satilmasi konusunu biraz acmak gerekiyor. bu konuda zaten bir standartin olusturulacagi belirtilmis. Bu is en cok doktorlarin isine yarayacak eger Amerikadakine benzer bir standart olusursa.
Amerkadaki sistem nasil ?
Amerikada Rite Aid, CVS gibi cok buyuk eczane supermarketleri var. Cogu 7/24 acik. Hatta bazilarinda medical hizmette veriliyor. CVS in minute Clinic leri gibi. Bu minute cliniclerde ufak medical hizmetler veriliyor. Mesela kolestrol, seker olcumu ilac danismanligi, igne olma, grip asisi gibi. Bildiginiz Migroslardan pek farki yok. Gunes kreminden sac fircasina vitaminden seker abur cubur soguk icecek, sut, fotograf cekim hizmeti hatta sigara bile satiliyor. Ancak et, sebze meyve, kilik kiyafet satilmiyor. Kamuoyunda yanlis bilinen sey bu. Sarkuteri urunleri ile beraber mi ilac satilacak deniyor. Aslinda bugun Turkiyedeki eczanelere bakarsaniz coktan marketlesme yoluna gectiler. Sampuandan tutunda sanitezer a kadar ilac disi pek cok seyi bugun eczanelerde bulabilirsiniz. Amerikadaki bu buyuk eczane zincirleri eczacilari calistiriyor. Ama bunun yaninda migrostaki kasiyerler gibi gorevlilerde var. Vitamin, Agrikesici ve destekleyici urunler recetesiz at sepetine gotur seklinde alinabilirken, eczacilarin calistigi bir tezgahtan doktor recetesi karsiliginda ilaclarinizi alabiliyorsunuz. Bazi ilaclari (Generic) eczacilar tezgah gerisinde hazirlayip turuncu kucuk tuplere koyup sizi ariyorlar gidip aliyorsunuz. Bu generic olan ilaclar marka ilaclarin aynisi sadece uzerlerinde marka olmuyor ve fiyatlari uygun oluyor. Bunun disinda bu buyuk Eczane Marketlerin kendi urunleride var. Ayni Migrosun kendi etiketli urunleri gibi dusunun. Icerigi neredeyse tamamen ayni olan vitaminlerde CVS etiketli olan daha ucuzken marka olan daha pahali.
Turkiyedeki eczacilara ne olacak ?
Turkiye’de eczaci iseniz yanilmiyorsam buyuk ihtimalle kendi isinizi kurmalisiniz ya da buyuk bir eczanede calisan olursunuz. Yeni uygulama ile ya patronluk devri tamamen bitecek ya da eczane zincirleri kurulacak. Seyidoglu Baklavalari gibi. Canim cekti galiba 🙂 Neyse diyecegim o ki bu sanildigi kadar kotu degil. Ancak kotu olan eger bu isin arkasinda Amerikadaki bu buyuk ilac marketlerine peskes cekip onlari Turkiye pazarina getirmek var ise vay Turkiyenin haline. Once mahalledeki bakkali bitirdiler simdi sira eczanede. Buraya yaziyorum bugun 28 Aralik 2009 Pazartesi. Gelecekte hakli olup olmadigim gorulecek. Muhtemelen CarrefourSA gibi birsey gorecegiz. CVSSa diye birsey gorurseniz ilerde Kaan demisti dersiniz. Boyle birseyin olmasi tum eczacilari etkiler. Ben Supermarket Eczanelere karsi degilim ancak yerli sermaye tarafindan bu tur zinciler olusturulmali ve hizmet kalitesi arttirilmali. Is kurabilme gucu olmayan eczacilar icinde kurumsal anlamda bir zincirde calisma imkani demek bu. Doktorlara avantaji ise, antibiyotigi bugun herhangi bir eczaneden parayi bastirip alabilirken, Amerika antibiyotik almak icin recetenizin olmasi gerekiyor. Basiniza birsey gelirse size o ilaci satan eczane supermarketinden doktora kadar herkesin ifadesi alinir ve takibi kayit altinda olur. Doktorlarinda yuzu guler bol hasta bol musteri. Amerikada sistem bu. O yuzden Amerikadayken Turkiyeden antibiyotik getirtirdim daha ucuza geliyordu.
Ben Supermarket yerine Eczane Supermarket tabirini tercih ediyorum. Dilerim herkes icin iyi olur. Ancak Amerikan Eczane devleri Rite Aid ve CVS gibi firmalara mahalemdeki eczacilarin kazanclari devredilirse yazik olur o kadar eczaciya. Bu konuda ozellikle eczacilar dikkatli olmasi gerekiyor. Amerikada bizdeki gibi eczane gorememek tuhaf gelmisti ilk baslarda. Bazi durumlarda doktorlar size recete dahi vermiyor evinize yakin bu zincirlerden birine online recete yolluyorlar ilaciniz hazir olunca sizi ariyorlar sizde evinize giderken ugrayip bazen arabadan dahi inmeden ilacinizi aliyorsunuz kimliginizi gostererek. Evet yanlis okumadiniz Amerikada herseyin Drive Thru su var. Koca popolu Amerikalilar arabadan dahi inmeden hazir olan ilaclarini camdan teslim alip evlerine gidebiliyorlar 🙂
Bekleyip gorecegiz…
Turkish Entries içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | 1 Yorum

Kotu ezan okuyan muezzinleri sikayet edin

Hersey bir sabah bes sularinda o berbat sesiyle ezan okumaya calisan o muezzinin sesini duyup irkilip uyanmamla basladi. Amerika’dan yeni donmustum, her ne kadar orda ezanin disari verilmesi yasak olsada ezani unutmus birisi degildim. Sabaha karsi kimsenin kendisini duymadigini sanarak uzata uzata degisik nameler ekleyerek turku cigirir gibi gelisi guzel ezan okuyup bu konuda fantaziler deneyip benden tonla kufur yiyen kimdi acaba ?

Aradan gecen surecte uc farkli kisinin ezan okudugunu ve bunlardan ikisinin muezzin olmayip cemaatten insanlar oldugunu ogrendim. Iclerinde sadece bir tanesi Ezani Ezan gibi okuyordu. Kimse bu konuda ayranim eksi demez. Ama Sisli gibi semtlerde camilere secilen muezzinler daha iyi okuyan insanlarken neden benim yasadigim yerde bu isin egitimini almamis kisiler okuyordu ezani ? Bu isin bir ilmi var ben okuyabilirim demekler olmuyor yetenek isi. Bu kadar imam hatip lisesi varken Istanbul’un icinde bir camiye devlet muezzin atiyamiyor mu ?

Isin tuhaf tarafi komsulardanda sikayetci olanlar var ama sorunu duzeltmek adina kimsenin birsey yaptigi yok. Bu boyle olmaz dedim ve ilce muftulugune sikayette bulundum asagidaki dilekcemle. Ilk dilekcei pek iplemediler ama asagidaki ikinci dilekcemi aldiklarinda sorun isik hiziyle cozuldu. Simdi gercekten hakiyla adam gibi ezan okuyan muezzinlerden ezan dinliyoruz. Siz yanlisliklara karsi birsey yapmadikca kalite standartinizi baska nasil degistirebilirsiniz ki ? Bu tur konular cok ince hassas konular Turkiyede. Bir suru yobazla ayni havayi soluyoruz. Kotu ezan okuyana karsi gelmek, ezan okunmasina karsi gelmek degildir. Bu yazimida yanlis anlayanlar olacaktir ama who cares ? 🙂

Sayin XXXXX XXXXXX Beyin Dikkatine

Gectigimiz aylarda XXXXXXXX Mahallesi XXXXXXX Cad  bulunan caminin kotu ezan okuyan muezzinleri hakkinda bir sikayetim olmustu. Aradan aylar gecmesine ragmen kulaklarimiz hala bu iskenceye maruz birakilmaktadir. Su an saat 6:34 sabah ezani 5:35 sularinda okundu ve ben o saatten bu yana uyuyamiyorum en sonunda sikayetimi bu email ile tekrar bildirmeye karar verdim yoksa uyuyamayacagim. Sayin Muftu, Ben 15 senedir XXXXX Bloklarinda oturan bir XXXX sakiniyim. Eskiden mescit olan yeri cami yapmissiniz. Ilk baslarda sorun yoktu ancak sonrasinda muezzin degisti sanirim, ekteki yanitinizdada belirttiginiz gibi cemaat okuyor ezani.

Ezan dinimiz icin son derece onemlidir. Insanlari namaza davet eder. Ben kimseden Hz. Bilal gibi ezan okumasini beklemiyorum ancak yakinimizdaki camide tespit ettigim 3 farkli muezzinden 2 si berbat birsey okurken bir tanesi sadece duzgun ezan okuyor. Ben sizinle acik konusacagim. Ben her bu ezani kotu okuyan muezzini duydugumda agir kufurler etmeye basladim. Okuduklari seyin ezanla uzaktan yakindan alakasi yok. Bir saat once her kim okuduysa nasilsa sabah ezani herkes uyuyordur diyerekten, ezan diyemeyecegim birsey okudu. Birgun usenmeyip kalkip gelin arabanizla ve dinleyin. Eger okumayi bilmiyorlarsa cemaatten insanlarsa okumasinlar. Bu isin bir ilmi egitimi var. Benim gibi kac insan kufreder oldu bu okuyanlara. Sevap degil gunah isliyorlar. Bu sorun cozulmezse artik bu adamlarin eline mikrofon verenlerede kufretmeye baslayacagim. Bir suru cozum var, ben vatandasim cozum sunmak sizin isiniz oldugu halde size cozumde sunabilirim. Eger hala birisi atanmadiysa hazirlanir bir CD 5 vakit icin farkli ezanlar kaydedilir ve minareden yayinlanir.

Hani cok guzel ezan okunuyorda ben mi begenmiyorum. Hayir efendim, bu okuyan arkadaslarin kulaklarinda bir sorun var muhtemelen ve kendi seslerini duymuyorlar. Detone oluyorlar, alakasiz makamlara geciyorlar, sanki turku soyluyorlar ya da uzun hava, Ezan haricinde herseye benziyor bu.

Sizden ikinci kez bu sorunu cozmenizi rica ediyorum. Oturdugum yerde baska insanlarinda dinimizin ezanimizin boyle katledilmesinden sikayetci oldugunu biliyorum. Iki hafta icinde buna bir cozum getirmezseniz oncelikle imza toplamaya baslayacagim ve sonrasinda istanbul il muftulugune konuyu tasiyacagim. Ordada cozum alamazsam, diyanet isleri baskanligina basvuracagim. Ha onlarda cozemez ustune gitmezse bu konunun, arariz haber kanallarini gelir cekerler camiyi, mikrofon tutarlar muezzinlere, size gelirler bana gelirler konuyu medyaya tasiriz. O zaman eminim sorun cozulur. Ama isi oraya getirme taraftari degilim. Medyaya konu tasinirsa bu ezan benzeri minareden okunan her neyse yayinlandiktan sonra kamuoyuda olusacaktir. Zaten bu tur haber icin telefon basinda bekleyen birsuru haberci var. Ama isi oraya goturmeden bu sorunu cozun. Tekrar ucuncu kez size sikayette bulunmayacagim. Birgun erken kalkip gelin ve disardan dinleyin. Eger hangi ezani kimin okudugu bilgiside sizin elinizde varsa size kim iyi okuyor kim kotu okuyor vakitleri ile rapor edebilirim. Zaten bir tane iyi okuyan muezzin var. O da hep okumuyor. Cemaate okutturmayin. CD den yayinlayin. Ben mecbur muyum bu iskenceye ? Sabah namazindan bu yana uykum kacti. Lutfen konu ile ilgileniniz.

Saygilarimla

Kaan DOGAN

 Gelen cevap :

Sn. Kaan DOĞAN

İlgi : 04.11.2009 tarihli e-mailiniz.

Dilekçeniz titizlikle incelendi :

Olayyerinde tespiti yapıldı şikayetinizde hallısınız en kısa zamanda merkezi ezan uygulamasıyla çözüm bulunacaktır.

Olumlu tepkilerinizi bellerim teşekkür ederim.

Turkish Entries içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | 7 Yorum

Before you getting swine flu shot, think twice…

Source : http://www.rense.com/general87/mill.htm

http://www.youtube.com/watch?v=zrTOXkyaFv4
http://www.youtube.com/watch?v=VDXam8AGbJ4

Million TIMES More Squalene
In H1N1 Vax Than Caused GWI !!
Rense.com Exclusive
From Gary Jacobucci
8-25-9

Dr. Laibow’s presentation on squalene during the second hour of your program last night, 8-24, was impressive. In looking for some verification of the ‘million-times more squalene’ than was in ‘Vaccine A’ that caused the catastrophic Gulf War I Illness (which ruined the lives of hundreds of thousands of troops and killed thousands of others -ed), I came across this article…

What’s The Danger of Swine Flu Vaccinations?
By Dr. Anders Bruun Laursen

“…So, as you see, there is no confusion with regard to swine flu and bird flu viruses. But there is another important consideration: the role of squalene.

The average quantity of squalene injected into the US soldiers abroad and at home in the anthrax vaccine during and after the Gulf War was 34.2 micrograms per billion micrograms of water. According to one study, this was the cause othe Gulf War syndrome in 25% of 697.000 US personnel at home and abroad. (3). You can find this table of FDA analyses from the Gulf War lots on The Military Vaccine Resource Directory website (4)

a.. AVA 020 – 11 ppb squalene (parts per billion)
b.. AVA 030 – 10 ppb squalene
c.. AVA 038 – 27 ppb squalene
d.. AVA 043 – 40 ppb squalene
e.. AVA 047 – 83 ppb squalene

These values were confirmed by Prof. R. F. Garry (5) before the House of Representatives. Prof Garry was the man to discover the connection between the Gulf War syndrome and squalene.

According to his findings, the Gulf War syndrome was caused by squalene, which was banned by a Federal Court Judge in 2004 from the Pentagons use. (6)

As seen on p. 6 of this EMEA document (7), the Pandremix vaccine contains 10,68 mg of squalene per 0,5 ml. This corresponds to 2.136.0000 microgrammes pr. billion microgrammes of water, i.e. one million times more squalene per dose than in (4). There is any reason to believe that this will make people sick to a much higher extent than in 1990/91. This appears murderous to me.”

http://www.globalresearch.ca/index.php?context=va&aid=14851

Then, in looking for some confirmation on Novartis putting gp 120 (an HIV/AIDS protein) in their vaccines, I found the following…

The Vaccine May Be More Dangerous Than Swine Flu
By Dr Russell Blaylock

http://socioecohistory.wordpress.com/2009/07/15/dr-russell-blaylock-
vaccine-may-be-more-dangerous-than-swine-flu/

“…Novartis, the second contender, also has an agreement with WHO for a pandemic vaccine. Novartis appears to have won the contract, since their vaccine is near completion. What is terrifying is that these pandemic vaccines contain ingredients, called immune adjuvants that a number of studies have shown cause devastating autoimmune disorders, including rheumatoid arthritis, multiple sclerosis and lupus.

Animal studies using this adjuvant have found them to be deadly. A study using 14 guinea pigs found that when they were injected with the special adjuvant, only one animal survived. A repeat of the study found the same deadly outcome.

So, what is this deadly ingredient? It is called squalene, a type of oil. The Chiron company, maker of the deadly anthrax vaccine, makes an adjuvant called MF-59 which contains two main ingredients of concern-squalene and gp120. A number of studies have shown that squalene can trigger all of the above-mentioned autoimmune diseases when injected.

The MF-59 adjuvant has been used in several vaccines. These vaccines, including tetanus and diphtheria, are the same vaccines frequently associated with adverse reactions.

I reviewed a number of studies on this adjuvant and found something quite interesting. Several studies done on human test subjects found MF-59 to be a very safe immune adjuvant. But when I checked to see who did these studies, I found-to no surprise-that they were done by the Novartis Pharmaceutical Company and Chiron Pharmaceutical Company, which have merged. They were all published in “prestigious” medical journals. Also, to no surprise, a great number of studies done by independent laboratories and research institutions all found a strong link between MF-59 and autoimmune diseases.

Squalene in vaccines has been strongly linked to the Gulf War Syndrome. On August 1991, Anthony Principi, Secretary of Veterans Affairs admitted that soldiers vaccinated with the anthrax vaccine from 1990 to 1991 had an increased risk of 200 percent in developing the deadly disease amyotrophic lateral sclerosis (ALS), also called Lou Gehrig’s disease. The soldiers also suffered from a number of debilitating and life-shortening diseases, such as polyarteritis nodosa, multiple sclerosis (MS), lupus, transverse myelitis (a neurological disorder caused by inflammation of the spinal cord), endocarditis (inflammation of the heart’s inner lining), optic neuritis with blindness and glomerulonephritis (a type of kidney disease).

The second ingredient, and one that greatly concerns me, is called gp120, a glycoprotein. Researchers found when it was mixed with squalene, the glycoprotein became strongly antigenic – that is, it produced a powerful and prolonged immune response to the vaccination. In fact, their studies show that with each dose, the intense immune reaction lasts over a year.

Now for the shocker-the glycoprotein-gp120, a major component of MF-59 vaccine adjuvant, is the same protein fragment isolated from HIV – the virus that is responsible for the rapid dementia seen in AIDS patients.

Studies have shown that when gp120 is taken up by the microglia cells in the brain, it causes intense inflammation and makes the brain subject to excitotoxic damage-a process called immunoexcitotoxicity. This is also the cause of the MS and optic neuritis associated with vaccines that contain MF-59.

So, how would the gp120 get into the brain? Studies of other immune adjuvants using careful tracer techniques have shown that they routinely enter the brain following vaccination. What most people do not know, even the doctors who recommend the vaccines, is that most such studies by pharmaceutical companies observe the patients for only one to two weeks following vaccination-these types of reactions may take months or even years to manifest.

It is obvious that the vaccine manufacturers stand to make billions of dollars in profits from this WHO/government-promoted pandemic. Novartis, the maker of the new pandemic vaccine, recently announced that they would not give free vaccines to impoverished nations-everybody pays.

One must keep in mind that once the vaccine is injected, there is little you can do to protect yourself-at least by conventional medicine. It will mean a lifetime of crippling illness and early death.

There are much safer ways to protect oneself from this flu virus, such as higher doses of vitamin D3, selective immune enhancement using supplements, and a good diet.” End of excerpt by Dr. Blaylock.

– Gary Jacobucci

English Entries içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

A/H1 N1 (Domuz Gribi) hakkında uzman tavsiyeleri

Mikrobun vücuda giriş noktaları yalnızca burun delikleri, ağız ve boğaz yoluyla olmaktadır. Çok bulaşıcı bir yapıya sahip olmasından dolayı her türlü önleme karşı H1N1 virüsüyle temas etmekten kaçınmak veya korunmak imkânsızdır. H1N1 virüsüyle temas
etmek virüsün vücutta çoğalması kadar önemli değildir.

Sağlığınız yerinde ve H1N1 hastalık belirtileri göstermiyorken virüsün vücutta üremesini, belirtilerin daha da şiddetlenmesini ve ikincil enfeksiyonların gelişmesini önlemek için dikkatimizi N95 veya tamiflu gibi ilaçları stoklamaya vermek yerine çoğu bildirgelerde bahsedilmeyen bazı çok basit önlemleri uygulayabiliriz.

1. Ellerin sıklıkla yıkanması ( Bütün bildirgelerde bahsedilmiştir)

2..“Ellerinizle yüzünüze dokunmayın” yaklaşımı. Yemek, banyo ve yara bakımı gibi zorunluluklar dışında yüzünüzün herhangi bir
yerine dokunmaktan kaçınınız.

3. Ilık tuzlu suyla günde iki kere gargara yapınız (tuza güvenmiyorsanız listerin kullanınız). H1N1 ‘in boğaz ve burun
boşluklarında çoğalıp enfeksiyona sebep olarak karakteristik belirtileri göstermesi için 2 -3 güne ihtiyacı vardır. Sağlıklı bir
kişinin ılık, tuzlu suyla gargara yapmasının etkisi hastalığa yakalanmış olan bir kişinin tamiflu kullanması ile aynıdır. Bu basit
ucuz fakat güçlü önleyici yöntemi küçümsemeyiniz.

4. Yukarıdaki 3. Önleme benzer olarak; Burnunuzun içini en az günde bir kere ılık tuzlu suyla temizleyiniz. *Günde bir kere
burnunuzu sümkürün ve sonra ılık tuzlu suya batırılmış pamuk tamponlarla silerek temizleyiniz. Bu yolla burnunuzda bulunak virüs
sayısını etkili bir şekilde azaltmış olursunuz.

5. Narenciye suları gibi C vitamin bakımından zengin olan yiyecekler kullanarak doğal bağışıklığınızı güçlendiriniz. Eğer ilave
olarak C vitamin kullanmak zorunda iseniz emilimi artırmak için mutlaka Çinko ile birlikte alınız.

6. Bitkisel çaylar, çay, kahve gibi sıcak veya ılık içeceklerden içebildiğiniz kadar çok içiniz. * Sıcak içecekler içmek gargara yapmakla aynı etkiye sahiptir fakat ters yöne doğru. Sıcak içecekler virüsleri yaşamaları mümkün olmayan ortama sahip olan mideye doğru yıkayarak götürürler. H1 N1 virüsü mide’de çoğalamaz, herhangi bir zarar veremez ve hayatiyetını devam ettiremez.

Sağlıklı günler dileğiyle.
Dr.Vinay Goyal

Dr.Vinay Goyal: Yoğun bakım ve Tiroit uzmanıdır. MBBS, DRM DNB. / 20 yıldan fazla klinik tecrübesi vardır.

Source : http://zula-blog.blogspot.com/2009/10/ah1-n1-domuz-gribi-hakknda-uzman.html

Turkish Entries içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Turkiye’de bankalarin aldigi kanunsuz Hesap Isletim Ucretleri hakkinda


2.5 yillik Amerika macerasindan sonra Turkiye’ye ve onun kronik sorunlarina bastan alismaya calisiyorum. Turkiyedeki bankalarla alis verislerim olmaya basladi. 17 Mayis 2009 tarihinde 3 yildir kullanmadigim Garanti Bankasindaki hesabimda 29 TL lik benim iznim olmadan ve bana hicbir bilgi verilmeden 2008 2nci Yari Yil Hesap Isletim Ucreti adi altinda bankanin bir ucret tahsil ettigini fark ettim.

Uzun suren telefon gorusmeleri sonunda banka ile bir turlu anlasma saglayamayinca, internette bu konuyu arastirdim ornek davalara baktim. Tuketici Haklarini Koruma derneginin bu konuda hazir dilekceleri oldugunu, Hesap Isletim Ucretleri hakkinda itirazda bulunan herkesin parasini geri alabildigini ogrendim.

Yurtdisinda oldugum doneme ait benden alinan hesap isletim ucretine anlam veremedim ama yurt disinda olmasam bile bankalarin aldigi bu ucretin yasal hicbir dayanagi yok. Tek yapmaniz gereken bagli bulundugunuz ilcenin kaymakamligindaki Tuketici Hakem Heyetine basvurmaniz. 3 ay icinde neticeleniyor. Ornek kararlarida Tuketiciler birliginin sitesinden bulabilirsiniz :

http://www.tuketicihaklari.org.tr/index.php?option=com_content&task=view&id=202

http://www.tuketiciler.org/?com=files.read&ID=12&pID=87

Benim mahkeme kararimida ornek olarak kullanabilirsiniz emsal teskil etmesi bakimindan.

Sonucta Turkiye bir hukuk devleti guguk devleti degil. Koyun olmayin hakkinizi arayin. Hesap basina yilda 60 liradan bir bankanin kac tane vadesiz hesabinin oldugunu bir dusunun. Zaten yaptiginiz her islem icin bir ucret oduyorsunuz. Bu hesap isletim ucretide nedir ki ? Hakkinizi arayin. Ben aradim ve kazandim.

Turkish Entries içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

I love that song – G Club pres Banda Sonora – Guitarra G (Funkagenda Redux)

Yes, Today when I was listening to Radio FG, I discovered that song. I love that. Enjoy…

English Entries içinde yayınlandı | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

New life, new blog

Hii guys

Yes I came back to Turkey on April 2nd and I wanted to create a new blog. This is my new blog. I will share everything about my life, technology and much more.

You can see my previous projects :

www.knowhow.gen.tr
www.kaandogan.tk
http://kaan-in-newyork.spaces.live.com

Until my next post, have a great times…

K.

English Entries içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Happy New Year

2008 e de girdik yillar ne kadarda hizli geciyor. En son yazdigim yazidan bu yana pek cok sey degisti. Dallastan New Jerseye iki gunde 2400 km yaparak arabamla geri geldim. Simdilik Paterson New Jersey de yasiyorum. Limousine soforlugune devam. Yeni yila universiteden arkadasim Tolga ve bir grup arkadasimla birlikte once Times Square de girdik sonrasinda da Manhattanda o bar senin bu bar gezdik. Dolu dolu eglenceli bir yeni yil eglencesiysdi benim icin. NJ & NY u ozlemisim. Daha uzun yazmak isterdim ama bu hizli sehirde buna vakit yok pek. Birkac resim upload etmeye calisacagim. Iyi seneler, Happy new year guysss…
Turkish Entries içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Amerika’dan Mektup var : Bir yilin ardindan

 

stup1

Evet, bugun 3 Kasim 2007. Amerika’ya adim atisimin bir yili bugun doluyor ama bana sorsaniz sanki dun geldim. Uzun suredir yazmayi dusundugum bir yazi bu. Bu bir sene icinde Amerika’da ne aradim ne buldum, ne arayacagim ve ne bulacagim ? Amerika’da olmanin iyi ve kotu yonlerini objektif bir sekilde aktaracagim.

3 Kasim 2006’da pek cok gocmen gibi bende JFK’den Amerika’ya giris yaptim. Benimkisi bir kacis bir beyin gocu hareketiydi, adaptasyonum bu yuzden kolay gecti. 27 yasinda buraya geldigim icinde iki kultur arasindaki farki iyice algilayip kendi degerlerimi yitirmeden Amerika’da nasil iyi yasayabilirimin pesinden kosmaya devam ediyorum.

Buraya gelmeden once Amerika’daki dostlarim buralarda birseyler yapmanin zor oldugunu, Turkiye’deki kariyerimi tehlikeye atmamam gerektigini soyleselerde biraz inat biraz keske dememek icin geldim. Ilk 15 gun Manhattan’daki YMCA Residence konaklama icin bir cuval para doktukten sonar New Jersey’de bir Turk roommate(!) ile 2.5 ay kaldim. Ilk hafta burnuma farkli gelen her kokuyu domut eti olarak dusundugumden, psikolijik olarak bogurme refleksi yapiyordum. Dogru duzgun birsey yiyemedim hicbirseye guvenemiyordum. Ilk hafta hot dog ekmegi ile krem peynir yiyerek yasadim. Sonradan donercileri filan kesfettikce bunlarin Amerika’daki buyuk nimetler oldugunu anladim. Geldigim siralarda ingilizce konusmaktan cekiniyordum. YMCA Residence front desktekilerle iletisimim oldukca komikti. New Jersey Lyndhurst’e tasininca bana cok yabanci gelen roommatelik kavrami ile tanistim. Genelde Amerika’da Turkler birbirini seviyor(!). Bunu Amerikalilarla calismaya basladikca yabanci arkadaslarinizin sayisi arttikca cok daha iyi anliyorsunuz. Roommatelerimde beni sevdiler(!). Bir kere roommate hayati yasamaya basladiginizda aslinda kendinize ait bir eviniz olmuyor gercek anlamda. Ama buraya her gelen insan bu yollardan geciyor.

Sinirli bir para ile gelince 3 ay icinde kara kara dusunmeye basliyorsunuz. Bir yandan yabanci kulturu ogrenip insanlarla kaynasmaya calisirken bir yandan sizin icin yeni olan herseyi ogrenmeye calisiyorsunuz. Beyninize surekli bir bilgi bombardumani oluyor. Konusulan dil, arkadaslar, sokaklar, yiyecekler, kurallar, insanlar, kelimeler her sey yeni ve farkli.

Amerika’daki ilk is deneyimim Zeytuna’nin deli (sarkuteri) bolumuydu. Iki gunluk training sonunda dayanamayip cikmistim. Deli isi gercekten cok “deli” bir is. Bir suru cesit peynir, ham, salam, sandwich ve degisik degisik servis sekilleri. Bu isin bana gore olmadigini hemen anlayip baska isler bakmaya basladim. Sabahlari okula gidiyor oglenleride is bakiyordum Manhattan’da. 2006 Thanks giving dayinden sonraki black Friday gununde, Laptop almak icin bir grup arkadasimla yagmur altinda sirada bekleyip sabahlarken sirada bir Turk arkadasla tanisip Amerika’daki ilk gercek isime kavusmus oldum. Libia Mission’da guvenlik elemani olarak ise girmistim. Ermeni bir patronumuz vardi saat ucreti ile ona calisiyorduk odemeler gecikmeli geliyordu.

Zaman Amerika’da oldukca hizli geciyordu. Gelirken okulun tum ucretini odemistim. Subat ayi basiydi okul bitmisti. Iki ay transfer hakkimi kullanip okula gitmeyip sadece calisiyordum. Sebebini bilmedigim bir sekilde vardiyam azalmisti. Daha cok calisabilecekken daha az calisiyor daha az para yapabiliyordum. Ikinci bir is bakiyordum ki bir gun telefonum caldi ve 2-3 hafta once basvurdugum Lyndhurst Car Service benimle gorusmek istiyordu. Limousine soforlugu Amerika’da benim gibi araba kullanmayi seven hizmet sektorunde calismis ve Turkiye’de iyi bir kariyeri birakip gelenler icin iyi ve karli bir isti. Bu isi ogrenmeye basladim. Dell Axim PDA ve GPS paketini aldim. Amerika’da yaptigim en iyi yatirim buydu cunku bu iki kucuk elektronik alet sayesinde Limousine soforu olarak yollari bulabiliyor ve para yapabiliyordum.

Cesitli sorunlardan dolayi birkac Limousine sirketi degistirmek zorunda kaldim. Bir yandan da ticket dosyam kabariyordu. 5-6 ay da 2 parking 2 de puanli ticket almistim. Butun bunlar olurken yine Lyndhurst’te baska bir eve cikmak zorunda kalmistim. Bu roommate imde Turktu. Evet Amerikadayim ama burda Turkiyedekinden daha cok Turk var diye dusunmeye basladim. Roommateimin eski oldsmobile ini 250 dolara satin aldim. 3-4 ay sonra araba beni birak dedi, hurdaya 125 dolara verdim. Bir Amerikan Limousine sirketinde calisiyordum hem ingilizcem gelisiyordu hemde fazla yorulmuyordum. Gercekten Amerika’da calisitigim isyerleri icinde en insan gibi davranan, hakettigim saygiyi gosteren bu Amerikan Limousine sirketi oldu. Ama bircok sansizlik pesimi birakmadi. Minik bir kaza ve diger benim elimde olmayan baska talihsizlikler yuzunden kovuldum. Tabi vize durumuda bunda etkili oldu.

Butun herseyin kotu gittigi, ekonomik sorunlarin basladigi kotu gunlerde, Dallas’taki bir universite arkadasimdan aldigim bir teklif yuzumu o siralarda gulduren tek sey oldu. Cok fazla dusunmeden evet dedim ve ucak biletini alip Agustos’2007 de Dallas, Texas a geldim. Dallas, New Jersey ya da New York gibi bir yer degil. Cok genis yollar yapmislar ama sokaklarda insan yok. Turk toplulugu yok gibi birsey. Arkadaslarimin tamami New Jersey-New York bolgesinde. Burada yalnizlikla tanismis oldum. Ilk baslarda beni buraya davet eden arkadasla hem iste hem de evde beraber olmak tahmin edeceginiz gibi cok can SIKICI bir durum olsada sonrasindaki gelismeler hayal kirikliklari insani daha cok uzuyor. Gelince hemen burdada araba almak gerekti. Sahip oldugum ikinci arabadanda yuzum gulmedi 1600 dolarlik bir KIA Sephia ama motor blogundaki kirigi alirken gormemize imkan yoktu. Neyseki bu arabayi satmayi basardim bircok sorunla basederken. Biz is hayatinin bir no’lu kuralini farkinda olmadan ihlal etmistik arkadasimla. Arkadasinla ve akrabanla is yapma kuralini. Belkide tam detayli konusamadik evet demeden once bilemiyorum ama gerek ekonomik acidan gerekse is acisindan Dallas’ta gecirdigim gunler, Amerikadaki en kotu gunlerimdi. Allah daha kotu gunler gostermesin.

Su siralar tekrar donus hazirligi icindeyim. Bu sefer araba ile kesin olarak New Jersey’e donus yapacagim. Aralik 20 yola cikis tarihim. Yaklasik 1500 millik (2000km) lik uzun bir yolculuk beni bekliyor. Eminim orda hersey cok daha iyi olacak. Amerika denen ulke her zaman karsiniza bir yem cikariyor. Ama siz ilerledikce onu almak icin yemde ilerliyor. Birseyler icin kalmaliyim diyorsunuz. Tam birseyleri elde ediyorsunuz bu seferde bunun icin kalayim diyorsunuz.

Amerika ruyalar ulkesi olarak biliniyor. Eger sansliysaniz bir kapi kapaninca digeri aciliyor. Bana simdiye kadar boyle oldu. Her ne kadar sanssizliklar yasasamda benden once buraya gelen arkadaslarimin yasadiklari SIKINTI larin herhalde %5 ini bile yasamadim ben.

Amerika kimi alanlarda TR den cok ilerde olsada bazi konularda Turkiye bence Avrupayi ornek aldigi icin daha ilerde. Mesela, Amerika’da bankalarda guler yuz iyi servis olsada, internet bankaciligi ve diger bankacilik islemleri portfoy yonetimi konular Turkiye’de daha ilerde. Bir Garanti Bankasinin internet sitesi ile Bank of Amerika yi yanyana bile koyamazsiniz.

GSM operatorleride Turkiye’de daha guclu. Gerci bu goreceli bir kavram yuz olcumleri ayni degil sonucta. O yuzden kiyaslamak cok dogru degil ama Turkiye’de daha luks telefonlar milletin elindeyken Amerikalilar son derece mazbut telefonlar kullaniyorlar.

Gas istasyonlari, Turkiye’de Shell BP gibi gas istasyonlarinin temizlik ve gorunumlerini Amerika’daki gas istasyonlarini karsilastirdiginizda, Amerika’dakiler daha cok baraka gibi geliyor. Birde oyle ucretsiz hava basarim su alirim filan diye birsey yok burda. Gas alana arac yikama bedava diye birseyde yok.

Sehir merkezlerindeki ana caddelerde genelde ufak ve gosteristen uzak dukkanlar var. Kucuk bir kasaba izlenimi var genel olarak. Tabi Manhattan’i kastetmiyorum.

Butun bunlarin yaninda Amerika’yi Amerika yapan pekcok seyde var tabiki, 7/24 acik buyuk supermarketler ve iclerindeki kasiyersiz kasalar (kendi aldiklarinizi kendiniz okutup kendiniz makinaya odeme yapiyorsunuz), Sokaklardaki trafik isaretleri ve duzgun genis yollar, kurallar (herkesin uymak zorunda oldugu), Alinan malin iadesinde sorun cikartilmamasi, ucuz benzin, ucuz arabalar, ucuz ev gerecleri takim taklavat, her evde (odada) klima olusu, her evde sicak suyun standart olusu, bozuk ya da kagit para ile calisan pek cok makinanin olusu.

Aslinda, tum avantajlar ve dezavantajlar uzerinede ayri bir makale yazilabilir ama kisaca bahsetmek gerekirse, benzinin litre fiyatini Turkiye’dekinin dortte biri olarak dusunebilirsiniz.. Diesel burda daha pahali oda ilginc bir durum. Araba almak Turkiye’de hala bir luksken burda araba denen seyin ayakkabidan farki yok. Arabalarin degeride pek yok. Trafikte tamponunu iple baglamis birisini ya da sinyal ampulu disarda sallanan bir araba gorebilirsiniz. Yollardaki isaretler ise tam abartilmis durumda. Olasi bir kaza durumunda burda isaret yoktu ben goremedim filan diyememeniz icin ya da statei mahkemeye verememeniz icin onlar tum tedbirleri almislar. Bir yol calismasi varsa bir polis ekibi isiklarini yakip bekliyor ve en idiot un bile anlayacagi turden bircok isaretlerle yol calismasinin oldugu belirtiliyor. Otobanlarinda soldan cikislar ve soldan girislerde var. Ayrica soldada emniyet seridi var. Enteresandir araba sayisi cok daha fazla olmasina ragmen korna sesi trafikte neredeyse yok. Insanlar cok daha sabirli. Sirf STOP isareti ile control edilen buyuk kavsaklar var. Ilk duran ilk gidiyor. STOP isaretinde durulmasi gerektigini ben burda ogrendim. Turkiyedeyken bu isaretin dikkat et anlami tasidigini sanirdim. Halbuki ordada DUR yaziyor . Genel olarak, Amerika’da Devlet halki icin var, Turkiye’de ise halk devleti icin var desek yanlis soylemis olmayiz.

Kuresel isinmaya en katkida bulunan ulke burasi olsa gerek. Her evde klima, yaz gunu bir alisveris merkezinde usutup hasta olabilirsiniz o kadar soguk oluyor kapali mekanlari tahmin edin iste. Klima luks birsey degil burda.

Aslinda daha uzun yazmak isterdim ama uzun bir aranin ardindan kaleme aldigim ilk yazi. Bir yildir makale yazmiyordum. Evet hep Amerika’ya gelmek istemistim simdi burdayim. Sevdiklerimden ve sevenlerimden 8000 kmcik uzakta. Ama sunu iyi biliyorum burdaki duzensiz hayatima ragmen sagligim yerindeyse bunun tek bir aciklamasi var oda beni seven yakinlarimin dualaridir. Ayni hayati Turkiye’de yasasam herhalde yataktan cikamazdim. Allah burda insana direnc veriyor zorluklara gogus germesi icin. Kesinlikle. Su an istedigim hayati yakalayamadim ama cok yakinimda oldugunu biliyorum. Hayatim boyunca hayallerimin pesinden gittim. Onlari gerceklestirmek icin var gucumle kostum. 28 yili boyle geride biraktim ve simdi iyiki gelmisim Amerika’ya diyebiliyorum. Cunku gelecege umutla bakabiliyorum.

Kaan DOGAN

Turkish Entries içinde yayınlandı | 3 Yorum

Bayildim bu sarkiya :)

Galata Lordu 

Ah galata Lordu aşk kuşandın bol durdu
Bak sana hatun güldü
Her lafına kulp buldu
 
Boşuna uğraşıp durma aşkın yok ki dili
Sakına sen zahmete girme
Kızların hepsi deli

Bak Galata Lordu aşkta dörtnala olmaz
İş gören aşk aheste
Doludizgin sana uymaz

Boşuna uğraşıp durma aşkların hepsi ciddi
Sen bizi dinle acele etme
Kızların hepsi deli

Ah Galata Lordu kızlar aynen pervane
Bak sana anlatmak zor
Sıra gelmez her dönüşte

Boşuna uğraşıp durma bu iş tam bir gösteri
Sakına role çok kaptırma
Kızların hepsi deli

Ah Galata Lordu aşkta kafiye olmaz
Sen iticen o çekecek ki
O aşk tadından yenmez

Boşuna Uğraşıp durma aşkın yok şiiri
Sakına sen dört dörtlük olma
Kızların hepsi deli

Bak galata lordu aşk mevsimin çok soldu
Keşke devran dönse
Ama vakit geç oldu

Boşuna uğraşıp durma sana yine yok sevgili
Sakına aramaya devam etme
Kızların hepsi deli

Boşuna Uğraşıp durma bu bizim son fikirdi
Sakına aramaya devam etme
Kızların hepsi deli

Klibi icin link : http://www.youtube.com/watch?v=Z2kaQ0PwZxs

 

Turkish Entries içinde yayınlandı | Yorum bırakın