Görüş ayrılıkları, Alevilik-Sunnilik ve Yobazlık Hakkında

ImageUzun süredir ihmal ettiğim bloğuma farklı bir yazı ile devam ediyorum. Uzun süredir yazamadım çünkü yazmak için önce yaşamak gerekir. Yaşamadan yazarsan sorular içersinde boğulursun ve okuyucuna birşey aktaramazsın…

Yaşananlar yaşandı ve şimdiye kadar bilmediğim bir topluluk hakkında edindiğim bilgi ve yorumlarımı paylaşmak istedim. Özellikle şu günlerde Gezi Parkı olaylarının tabanını oluşturan Alevi vatandaşlarımız ve Alevilik acaba nedir diye merak ettim, bir arkadaş edindim ve öğretilerini inanışlarını anlamaya çalıştım. Bütün bu deneyimin sonucunda bu yazıyı hazırladım.

Ben beş vakit namazını kılmaya çalışan bir sunni müslümanım. Başvuru kaynağım Kuran-ı Kerim ve Peygamberimiz (SAV)’ın sünnetleridir. Hiçbir cemaat ile işim olmaz. Aklım ve kalbim yaradana ulaşmak için yeterlidir. Peki ailemden çevremden görmediğim bilmediğim haklarında çok fazla bilgimin olmadığı Aleviler kimdir ? Şimdiye kadar kendilerince haklı sebepleri olduğu için su altında yaşamışlar ben Aleviyim demeye çekinmişler. Peki neden ? Sebebi biz sunnilerin ataları olsa gerek. Geçmişte atalarımız elektrik daha yokken fotoğrafta gördüğünüz şekilde kadınlı-erkekli bir şekilde bir evde toplanıp cem yapan bu insanlar uyuma vakti geldiklerinde mumu söndürür yatarlarmış. Meraklı halkımızda uzaktan izleyip son derece çirkin bir iftira ile bir topluluğu lekelemiş. Bu onların genlerine kadar işlemiş ve bunu utanç olarak algılayıp şimdiye kadar seslerini çıkarmayıp kendilerini gizlemek istemişler. Tabi bu benim çıkardığım sonuç. Bugünkü aklımızla düşündüğümüzde bir topluluğun ensest bir ilişki yaşadığını düşünmenin ne kadar saçma ve gerçek dışı olduğunu daha iyi anlıyoruz ve onlara büyük bir haksızlık yaptığımızı görüyoruz.

Yıllar geçtikçe Aleviler ile Sunniler arasında bu konu büyümüş anneler babalar yalan yanlış bilgilerle çocuklarını büyütmüşler. Alevilik bir tabu haline gelmiş. Karşılıklı kız alıp vermek istememişler pek çok birbirini seven çift bu yüzden bir araya gelememiş. Kendilerini ifade edememişler ve zamanında kendilerine iftira atan insanların torunlarını düşman bilmişler. Tabi hepsi için böyle diyemeyiz çünkü araştırdığım kadarıyla tek tip bir Alevilik yok. Beş vakit namaz kılıp Ramazan ayında oruç tutanıda var. Hz. Ali camide öldürüldüğü için camiye gitmek istemeyenide var. Ama bu konuda kendileri ile çeliştiklerini düşünüyorum. Hz. Ali’yi takip edip ona saygı gösteriyorlarsa ve Hz. Ali camide öldürüldüyse burdan çıkan sonuç : Hz. Ali camiye gidiyormuş demektir. Aleviler müslüman mı ? sorusu çok sorulan sorular arasında. Kuran-ı Kerim’de pek çok yerde müslümanlar için “Namazı dosdoğru kılarlar” ibaresi geçer. Namazın nasıl kılınacağı ise tamamen peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV)’ın sünnetlerinden öğrenebiliyoruz. Mirac’a yükselirken meleklerden gördüğü hareketler aslında yaptıklarımız. Kadın ile erkeğin bir arada ibadet etmesi de islamda pek yeri olmayan bir davranış. Şia’lıktan biraz etkilenmiş ama pagan geleneklerinede sahip. Kimileri sorduklarında müslüman olduklarını söylüyorlar ama kendileride bu sorunun tam cevabı konusunda uzlaşamıyorlar. Pek çok forum var Alevilikle ilgili.

Yakın bir zaman önce Alevi bir arkadaşım oldu. İnsani anlamda değerleri olan son derece ahlaklı düzgün birisiydi. Geçmiş zaman kullanıyorum çünkü şu aralar arkadaş olduğumuz söylenemez. Ama nefrette beslemiyoruz birbirimize. Tanıdığım pek çok sunni arkadaşımdan daha düzgün kibirden uzak birisiydi. Dört Kapı Kırk Makam felsefesini benimsemişler. Baktığınız zaman bir insanda olması gereken özellikler anlatılıyor. “Canlar, hepimiz biriz” gibi söylemleri olsada, o konuda her alevinin objektif davrandığını sanmıyorum. Çoğu zaman hepimiz birimizden anladıklarının kendi içlerinde hepimiz biriz olduğunu düşünüyorum.

Tanıdığım bir abla var, oğlu alevi bir kızla beraber ve bu abla oğlunu kızdan ayırmaya çalışıyor. Tam tersine ait pek çok yaşanmış hikayelerde duydum. “Aleviler kız alır ama vermezler” diye bir kanı var. Çünkü kızlarına baskı yapılacağı ve alevilikten uzaklaştırılacağı çekincesini yaşıyorlar. Soylarının devam etmesi açısındanda böyle düşünüyor olabilirler. Benim bu konuda bakış açım net. Görüş ayrılıklarının sevgiye engel olmaması gerektiğini düşünüyorum. İster bir yahudi ile evlenin ister bir hristiyanla. Müslümanlık tebliğ esasına dayanır. Dayatma yapamazsınız. Sadece tebliğ edersiniz. Allah istediği kulunun kalp gözünü açar. Açıkcası bir sunni olarak sadece alevi ile değil tüm dinlerden evliliğe sıcak bakıyorum. İnsan olsun önemli olan bu değil mi ? Derimizi sıyırdığımızda hepimizden çıkan kan, kemik ve et değil mi ? Allah isteseydi bizi tek ümmet tek devlet olarak yaratabilirdi. Birbirimizi farklılıklarımıza rağmen sevebilmemiz için farklı yarattı bizleri. Ben bir Alevi anne babanın çocuğu olabilirdim bir alevide sunni bir ailenin çocuğu olabilirdi. Anne babalarımızı biz seçmiyoruz. Ayrımcılık yapmak son derece yanlış, düşünün bir alevi kız için hayırlısının illede bir alevi erkek olduğunu düşünmek çok doğru değil, kimse garanti veremez o alevi erkeğin cinnet geçirip 3 ay sonra eşine şiddet uygulamayacağına değil mi ? Tabi bu tabuyu yıkıp mutlu olan çiftlerde var. Yine bir sunni olarak şunuda düşünmüyor değilim. Sunni olduğunu söyleyen sokaktaki kızların ne kadar sunniliği bildiğide günümüzde ayrı bir muamma. Fatiha bilmeyen gusul abdesti nedir bilmeyen bir Z kuşağı geliyor ! Y kuşağınında ne kadar bildiği tartışılır.

Siyasete bu yazımda değinmeyip Gezi Parkı ve 17 Aralık Siyasi Oyunları ile ilgili ayrı bir yazı hazırlıyorum. Sadece şunu söyleyebilirim, Alevi vatandaşlarımız ağırlıklı olmak üzere bu Gezi Parkı olaylarında pek çok vatandaşımız oyuna getirilmiştir. Gezinin bir balon olduğu ve arkasındaki güçlerin kimler olduğu bakıpta görebilen herkes tarafından biliniyor.

Yobazlık hakkındada kısa bir bilgi verip yazımı sonlandırmak istiyorum. Türkçede bir algı oluşturulmuş YOBAZ namaz kılan kökten dinci insan olarak kullanılıyor. Hatta tüm namaz kılanların YOBAZ olduğunu düşünenler var. Oysa YOBAZ belli bir dinden bağımsız olarak belli bir düşünceyi körü körüne mantık süzgecinden geçirmeden, ve farklı görüşleri ısrarla reddetip onlara tahammül gösteremeyen demektir. Yahudininde yobazı vardır Brooklyn’e giderseniz görürsünüz, müslümanında yobazı vardır. Hristiyanında, Alevininde. Karşı tarafı ötekileştiren her düşünce yobazlardan gelir. Benim inandığım doğru seninki yanlış temeline dayanır bir YOBAZ.

Yıllarca bizi sağ-sol, kürt-türk, alevi-sunni olarak bölmeye çalışan dış güçler bugün 4’e hatta 8’e bölmeye çalışıyor. Çünkü “Böl ve Yönet” stratejisi ile çalışıyorlar. Bu güçlerin kimler olduğunu sonraki yazımda anlatacağım. Yarın büyük bir deprem olsa İstanbulda, birbirimize yardım etmeyecek miyiz ? Bu aleviydi, bu sunniydi, bu kürttü, bu geziye katılmıştı bırakalım göçükte ölsün mü diyeceğiz ? Umarım silkeleniriz ve GERÇEK anlamda BİR olduğumuzu hep beraber TÜRKİYE olduğumuzu anlarız büyük bir deprem olmadan önce.

Saygı çerçevisinde yapılan tüm yorumlara eleştrilere açığım. Alternatif olarak bu yazıyı wordpress bloğumdan da takip edebilirsiniz : https://mkaand.wordpress.com

Advertisements
Posted in Turkish Entries | Tagged , , , , , , , | Leave a comment

Sevginin gücü

Uzun süredir ihmal ettiğim bloğuma bugün facebookta gördüğüm önce izlerken “Aman ne var ki bunda. Sevginin gücü demişler birde” dediğim ama sonunda etkilendiğim bir videoyu paylaşmak istedim. Sevginin güven duyma ile ilişkisini anlatıyor birazda…

– Posted using BlogPress from my iPad

Location:1069. Sokak,Esenyurt,Turkey

Posted in Turkish Entries | Leave a comment

Şems-i Tebrizi’nin 40 Kuralı

Uzun süredir ihmal ettiğim yazamadığım bloğuma mesai arkadaşım Teoman’ın bana birşeyler yüklemem için verdiği harddiskte benim okumam için bıraktığı Şems-i Tebrizi’nin 40 Kuralını okuduktan sonra bu yazıyı gönderme ihtiyacı hissettim. Ne düzgün insanmışsın sen Şems-i Tebrizi. Merak edenler için wikipedia sayfası :

http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eems-i_Tebrizi

GÖNLÜ GENİŞ VE RUHU GEZGİN SUFİ MEŞREPLİLERİN KIRK KURALI…

Birinci Kural: Yaradanı hangi kelimerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok eğer, Tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.

İkinci Kural: Hak Yolu’nda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzun üstündeki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol, silenlerden değil!

Üçüncü Kural: Kuran dört seviyede okunabilir. İlk seviye zahiri manadır. Sonraki batıni mana. Üçüncü batıninin batınisidir. Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye.

Dördüncü Kural: Kainattaki her zerrede Allah’ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescitte, kilisede, havrada değil, her an her yerdedir. Allah’ı görüp yaşayan olmadığı gibi, O’nu görüp ölen de yoktur. Kim O’nu bulursa, sonsuza dek O’nda kalır.

Beşinci Kural: Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. “Aman sakın kendini” diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği : “Bırak kendini, ko gitsin!” Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!

Altıncı Kural: Şu dünyadaki çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Aşık dilsiz olur.

Yedinci Kural: Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, Hakikat’i keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.

Sekizinci Kural: Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, sonunda O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar. Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilir.

Dokuzuncu Kural: Sabretmek öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.

Onuncu Kural: Ne yöne gidersen git, -Doğu, Batı, Kuzey ya da Güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olark düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.

On Birinci Kural: Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Senden yepyeni ve taptaze bir “sen” zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.

On İkinci Kural: Aşk bir seferdir. Bu sefere çıkan her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur.

On Üçüncü Kural: Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı hoca şeyh şıh var. Hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir. Tutup da ona hayran olmaya değil.

On Dördüncü Kural: Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. “Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir” diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?

On Beşinci Kural: Allah, içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldur. Tek tek herbirimiz tamamlanmamış bir sanat eseriyiz. Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermemiz için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler.

On Altıncı Kural: Kusursuzdur ya Allah, O’nu sevmek kolaydır. Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir. Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan’dan ötürü yaratılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir, ne layıkıyla sevebilirsin.

On Yedinci Kural: Esas kirlilik, dışta değil içte, kisvede değil, kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.

On Sekizinci Kural: Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir. Şeytan, dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil, bizzat içimizde bir sestir. Şeytanı kendinde ara; dışında, başkalarında değil. Ve unutma ki nefsini bilen Rabbini bilir. Başkalarıyla değil, sadece kendiyle uğraşan insan, sonunda mükafat olarak Yaradan’ı tanır.

On Dokuzuncu Kural: Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin. Yakında gül yollayacak demektir.

Yirminci Kural: Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.

Yirmi Birinci Kural: Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık. Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi, hiç şüphesiz öyle yapardı. Farklılıklara saygı göstermemek, kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hakk’ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.

Yirmi İkinci Kural: Hakiki Allah Aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah olur. Ama bekri aynı namazgaha girdi mi orası ona meyhane olur. Şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil.

Yirmi Üçüncü Kural: Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki, ağlar, perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı, kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir, ya kıymet bilmeyiz. Aşırılıklardan uzak dur. Sufi ne ifrattadır ne tefritte. Sufi daima orta yerde…

Yirmi Dördüncü Kural: Madem ki insan eşrefi-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi, attığı her adımda Allah’ın yeryüzündeki halifesi olduğunu hatırlayarak, buna yakışır soylulukta hareket etmelidir. İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile, gene başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.

Yirmi Beşinci Kural: Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak; nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz.

Yirmi Altıncı Kural: Kainat yekvücut, tek varlıktır. Herkes ve her şey görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma; bir başkasının, hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öte ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir. Ve bir kişinin saadeti, herkesin yüzünü güldürebilir.

Yirmi Yedinci Kural: Şu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır. Şer çıkarsa, sana gerisin geri şer yankılanır. Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse, dünya değişir.

Yirmi Sekizinci Kural: Geçmiş, zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz. Sufi daima şu an’ın hakikatini yaşar.

Yirmi Dokuzuncu Kural: Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten, “ne yapalım kaderimiz böyle” deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin.

Otuzuncu Kural: Hakiki Sufi öyle biridir ki, başkaları tarafından kınansa, ayıplansa, dedikodusu yapılsa, hatta iftiraya uğrasa bile, o ağzını açıp da kimse hakkında tek kelime kötü laf etmez. Sufi kusur görmez. Kusur örter.

Otuz Birinci Kural: Hakk’a yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık; kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp… Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız. Ama kimimiz bundaki hikmeti anlar ve yumuşar; kimimiz ise, ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.

Otuz İkinci Kural: Aranızdaki bütün perdeleri tek tek kaldır ki, Tanrı’ya saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur, dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma! İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama!

Otuz Üçüncü Kural: Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir.

Otuz Dördüncü Kural: Hakk’a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir. Teslim olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır; emin bir beldede yaşar.

Otuz Beşinci Kural: Şu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz. Mümin içindeki münkirle tanışmalı, Tanrı’ya inanmayan kişi ise içindeki inananla. İnsan-ı Kamil mertebesine varana kadar gıdım gıdım ilerler kişi. Ve ancak tezatları kucaklayabildiğ i ölçüde olgunlaşır.

Otuz Altıncı Kural: Hileden, desiseden endişe etme. Eğer birileri sana tuzak kuruyor, zarar vermek istiyorsa, Tanrı da onlara tuzak kuruyordur. Çukur kazanlar, o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer. O’nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz. Sen sadece buna inan!

Otuz Yedinci Kural: Tanrı kılı kırk yararak titizlikle çalışan bir saat ustasıdır. O kadar dakiktir ki sayesinde her şey tam zamanında olur. Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç. Her insan için bir aşık olma zamanı vardır, bir de ölmek zamanı.

Otuz Sekizinci Kural: “Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım?” diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün. Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.

Otuz Dokuzuncu Kural: Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden her hırsız için bir hırsız daha doğar. Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün hiçbir zaman bozulmaz, her şey yerli yerinde kalır, merkezinde.. . Hem de bir günden bir güne hiçbir şey aynı olmaz. Ölen her Sufi için bir Sufi daha doğar.

Kırkıncı Kural: Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani mi diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. AŞK’ın ise hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur. Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır, hasretinde.

ŞEMS-İ TEBRİZİ

Posted in Turkish Entries | Tagged , | Leave a comment

BlogPress uygulaması test sürüşü

Uzun süredir ihmal ettigim bloglarıma, iPad BlogPress uygulaması ile gece gece bir geri dönüş yapayım istedim. Continue reading

Posted in Turkish Entries | Leave a comment

Afrika yardımlarımızı bekliyor, duyarsız kalmayın !

İçinde bulunduğumuz mübarek Ramzan ayında gelin insani birşey yapalım ve bir hayat kurtaralım !

Her 6 dakikada bir çocuğun öldüğü Afrikaya bir yardımda sen yapsan ne olur ?

Diyanet üzerinden : AFRIKA yaz 5601’e gönder.
Kızılay üzerinden : Boş bir SMS’i 2868’e gönder.
Her bir SMS 5TL bağış demek. Bir paket sigara parası yani.
Posted in Turkish Entries | Tagged , , , , , , | Leave a comment

Levrek, hamsi, kalkan… Kader anı Haziran!

Levrek, hamsi, kalkan… Kader anı Haziran!: ““Seninki kaç santim?” kampanyasının sonucu belli oluyor. Tarım Bakanlığı balıkların ve denizlerin geleceğine Haziran’da karar veriyor. İş işten geçmeden, balıklar tükenmeden, daha fazla ertelemeden, hemen şimdi eyleme katıl.”

Posted in Turkish Entries | Leave a comment

Finally Adobe developed Flash Player for 64-bit Internet Explorer 8.0

I was looking for Adobe Flash Player for my 64-bit Windows 7 Ultimate OS. Finally they did it. But it is not official announcement. If you looking for 64 bit Flash Player for your system check this website and download Adobe Flash Player v10.3.162.28

http://labs.adobe.com/downloads/flashplayer10_square.html

Posted in English Entries | Tagged , , , , | Leave a comment

Kopru trafiginden kurtulmak icin alternatif guzergah

Hergun sabah Avcilar’dan Tuzla’ya, aksamlarida Tuzla’dan Avcilar’a donerek gunde 93+93 = 186 km yaparak 3 saatini yolda heba eden birisi olarak, kopru trafiginden donuste kurtulmak icin bir alternatif guzergah calismasi yaptim. Camlica giselerden sonra kopruye ulasmak bir eziyet ne yazikki. Asagida belirttigim guzergahi henuz denemedim pazartesi gunu deneyecegim. Aslinda bunu sizle paylasmamam lazim. Simdi bu yaziyi okuyanlar orda trafik olusturacak 🙂

Asagida goreceginiz siyah cizgi ile belirtilmis kisim kopru baglantisi. Mavi ile goreceginiz kisim ise benim belirledigim alternatif guzergah. Mavi hat uzunlugu : 19.2 km Siyah hat uzunlugu ise : 15.4 km. Arada 3.8 km var, ancak pek cok kazanin oldugu otoyolda cogu zaman trafik durma noktasina geliyor. Denemekte yarar var.

Posted in Turkish Entries | Tagged , , , , , , , | Leave a comment

Hukuki.net ‘ in Hukuk tanimaz site yonetimi hakkinda

Gun gecmiyor ki guzel ulkem beni biraz daha sasirtmasin. Yurtdisindan aldigim sadece sarji cabuk bitiyor diye calisir durumda KVK Bakirkoy subesine teslim ettigim cep telefonumun serviste bozulmasi uzerine, yasal hakkimi arama mucadelesi icine girdim. Once Tuketici Hakem Heyeti lehime bir karar verdi, ancak KVK zararimi tazmin etmeyince yasal anlamda yardim almak icin Turkiye’de Hukuku Guguk sananlarin birleserek kurdugu pek cogunun avukat oldugu ve site icinde demokrasiden cok uzak birsekilde bir yonetim anlayisini benimsemis gestapo hukiki.net forumlarindan yardim almaya calistim.
Insanlar sanal ortamda daha cesur oluyorlar herhalde, forumlari icersinde herkesle son derece saygili bir sekilde yaklasarak sorunuma cozum arayisimin karsiligi forumdan banlanmak oldu 🙂 Insanlari herkese acik bir ortamda paylayarak azarlayarak sonra onlarin cevap haklarinin bile ellerinden alinmasi, Adalet Sistemimizin bel kemigi olan Avukatlar tarafindan yonetilen bir forum konusunda acaba bu arkadaslar sitelerini hukuki.net degilde guguki.net olarak degistirseler daha mi iyi olur diye dusunmeme neden oldu.
Bu tur insanlara Amerikalilar “looser” diyor. Evet hukuki.net yoneticileri benim gozumde birer looserdir. Cunku bana yapmis olduklari haksizlik karsisinda benim cevap hakkimi elimden almislardir. Bunu hakedecek ne bir kotu sozum ne de bir taskinligim oldu. Simdi kendime ait bu mecrada bende onlar hakkinda atip tutarak onlarin elimden aldigi cevap hakkimi kullaniyorum. Umarim beni mahkemeye verirlerde mahkeme koridorlarinda bende kendi adalet sistemimi onlar uzerinde deneme sansi elde ederim… Hodri Meydan.
Posted in Turkish Entries | Tagged | Leave a comment

Can someone explain this ?

Today, I was updating and synchronizing my contacts. I use www.soocial.com free contact sync service. You can sync your contacts between Gmail, Windows Live Contacts, Windows Mobile, Outlook, Nokia, BlackBerry, Yahoo etc.
I have lots of contacts, the best combination for me :
Gmail Contacts and Windows Live Contacts. Also I use Windows Live Messenger. But this is not a problem. Some contacts are only Windows Live Messenger contacts and they are not related with my general contacts or some contacts haven’t an email address. They are only my phone contacts.
I tried to add myself to my contacts :). Here is the result. I can see myself on my WLM. I tried to chat with myself but this is not impossible :). If I change my status to Away, the contact that indicates myself (Superlative) also changes to Away. Thats funny. I can delete myself from my WLM list but this doesn’t mean I delete myself from Windows Live Contacts. WLC and WLM are totally different products.
Today, contact synchronizing is very important. I usually use Windows Live Mail as a email client and I use Gmail IMAP services. Gmail keeps my contacts. Windows Live Mail only shows Windows Live Contacts (If you are signed). So I should find a connection between WLM and Gmail. Yes, www.soocial.com is the answer. They offer great sync service.
Posted in English Entries | Tagged , , , , , , , , | Leave a comment